Şube Bahçeşehir 2.kısım Mahallesi,Süzel Bulvarı,Gül 08-01 D-4 No:21 Daire:68 Başakşehir/ISTANBUL
Merkez Merkez : Şükrüpaşa Mahallesi Arda Caddesi Karabıçak Residance F Blok - Giriş Kat No: 5 - 6 Edirne/Türkiye

İlişkiler ait olma duygusunun karşılıklı taleplerin dengeli karşılanmaması sonucu zedelenirler. Bizler bir şekilde kendimiz sürekli karşı taraftan talep ederken buluruz. Oysa talep etmek çocuk bilincine aittir..Yetişkinler bir ilişkideki ihtiyaçlarını belirler, dile getirir ve alırlar. Vicdan duygusu ait olma isteği ile birleşince kişinin talep etme ihtiyacına engel olur. Çünkü ait olma isteği talep etme isteğinden daha öncelikli bir ihtiyaçtır. Kişiler sadece ait olabilmek için hep karşılıksız veren konumuna düşerler. Bu ait olma duygusu daha fetüs bilincinde bebeğe ebeveynleri tarafından verilmeye başlar ve çocuk bilincinde de genişleyerek devam eder. Çocuklar tek başına hayatlarını devam ettiremezler. O yüzden aidiyete , bakıma ve korunmaya ihtiyaç duyarlar. Evin kuralları nasılsa onlara konulan sınırlar nasılsa, aidiyetlerini koruyabilmek için, onlara söylenenlere bilinçsizce evet cevabı verirler. Çocuklar tüm istek ve ihtiyaçlarını tamamlayarak yetişkinliğe geçemeyebilirler. Yetişkinlikte bu tam beslenmeyen ihtiyaçlarını ilişki kurdukları kişilerden karşılamaya başlarlar. Ve bu ihtiyaçların hiç biri ilişki için de bulunduğumuz kişilerden tam olarak alınamaz. Bu var olan eksik ihtiyaçlarımızı yine ancak kendi içimizdeki çocuğu beslemekle kendimiz iyileştirebiliriz. Bize bir örnek vermek ister misiniz? Danışan ailenin iki çocuğundan büyüğü ve kız çocuğu. Aile ile anneanne de birlikte yaşamakta küçük kardeş erkek çocuğu çocukluğundan beri istediği talep ettiği  her şey karşılıksız sorgusuz talep ediyor. Sürekli korunup kollanan bir çocuk . Asla erkek çocuğa sorumluluk verilmemiş ve çocuğun özgüveni elinden alınmış. Baba ölürken büyük kardeş ablaya ailenin tüm sorumluluğunu veriyor. Özellikle erkek kardeşi ablaya emanet ediyor. Abla verilen bu sorumlukla ailesine özellikle de babasına ait olma duygusunun etkisi ile hep daha çok veren , gözeten ve kollayan oluyor. Abla babayı taklit etmeye başlıyor. Abla kardeşten verdiklerini talep ettiğinde ise, neden talep ediyorsun diye erkek kardeş tarafından cezalandırılıyor. Anne bu ve benzeri durumlarda hep erkek kardeşten olmakta ailede yaşanan bu durumlar ablanın taleplerini karşılamıyor ve suçlanan oluyor. Abla aile dışında ki ilişkilerinde de sürekli kontrolcü ve düzenleyici olarak yaşamakta. Ve kimseden de hiçbir şey talep edememekte tüm partnerlerini de her şeyi verme eğilimin de . Ablanın ilk nişanlısı da kızın elindeki her şeyi alıyor onu borçlandırıyor, kız kendine ait olanı talep edince de nişanlısı tarafından suçlanıyor, hakaret ediliyor ve erkek nişanı atıyor.Dolayısıyla onun da doğru yerde ihtiyaçlarını belirleyip karşı taraftan alma hakkının olduğunu öğrenmesi bunun suç yada yanlış olmadığını anlaması gerekli… VERMEK ZORUNDAYIM VERDİKLERİMİ TALEP ETMEMELİYİM YOKSA CEZALANDIRILIRIM. Cezalandırılırım duygusundan dolayı hiç talep etmediği için ‘’  kimse bana yardım etmiyor her işi kendim yapıyorum duygusuyla kurban rolüne giriyor. Alma verme dengesine de göre de anne babanın vermesinin dışında kadının yaradan tarafından bahş edilen cinsel kimliğinden de anlaşıldığı gibi alamaya erkek te vermeye yönelik yaratılmıştır. Normal günlük ilişkilerimizde de bu alma verme dengesini sınır koyarak ilişkilerimize yansıtmaktayız. BUNUN İÇİN BİZE NE TAVSİYE EDERSİNİZ? Öncelikle farkındalık çok önemli , kendi sıkışmışlıklarımızın bilinçaltındaki gerçek sebeplerine ulaşmalıyız. Kişinin şu anda yaşadığı açmazları görebilmesi ve  aşması çok önemli , kökenini bulması önemli, talep ettiğinde cezalandırılmadığı kaynağını görmesi, talep ettiğinde anılarını hatırlaması, değerli olduğunu , istemeye hakkı olduğunu karşısındaki insanın ebeveynlerinin olmadığını fark ettirilmesi en önemlisi de geçmişe ait bu konuyla ilgili gerçek öfke kaynağına öfke çalışılması gerekir. Öfkenin gerçek kaynağını bulup  yönlendirilip  gerçek kaynakta iyileştirilmesi bugününü iyileştirecektir. Maskulen ( erkek) tarafınız feminen ( kadın) tarafınıza göre çok aşırı güçlenmiş ve dengeden çıkmışsa bir şeyleri kontrol etme , insanlara tahakküm etme ve suistimal etme eğilimi başlar. Tam tersi durumda yani feminen taraf aşırı baskınsa hayır diyememe ve insanların sizi suistimal etmesine izin verme eğilimi ortaya çıkar. İlk durumda aşırı BENCİLLİK, ikinci durumda ise aşırı SENCİLLİK vardır... Sevgiyle kalın, AŞK la yaşayın..