Kısa Röportajlarım

Mucizelere İnanır Mısınız?

Hayatı oğlunun doğumuyla çok başka bir şekilde değişen Saba Deniz Uzun hikayesini, yazdığı “Mucize’nin Doğumu” kitabında anlatıyor.

Sevgili Saba, doğum anında oksijensiz kalarak beyni büyük hasarla doğan oğlu Çağatay’la çıktıkları yolu herkesle paylaşmak için bu kitabı yazmış. Engel tanımayan, pes etmeyen, şifa bulmak için inandığı her yolu deneyen bu güçlü kadın ve oğlunun hikayesi herkese ilham verecek.

Kitap gelirinin bir bölümü ile daha fazla engelli aileye ulaşarak travma terapisi, bilgi ve konferanslarla destek olmayı amaçlıyorlar. Yaşadıkları travmayı böyle pozitif bir amaca çevirebilmelerine hayran kalmamak mümkün mü?

Sizin için sorduk, daha fazlası kitapta. Alın, okuyun, çok iyi gelecek, çok şey katacak, çok şey öğreneceksiniz.

DSC6616-kopya

Sevgili Saba, herkese ilham verecek bir hikayeniz var. Oğlunuzun doğumuyla değişen hayatınız ve keşfettiğiniz birçok şey şimdi başkalarına da yardım ediyor. Oğlunuz Çağatay Serebral Palsi hastası. Beyninin %80’i hasarlı doğdu. Görmüyor, oturamıyor ve konuşamıyordu. Sonrasında ne oldu?

Çağatay doğum anında oksijensiz kaldı, beyni yüzde doksan hasar gördü. Serebral Palsi ve sıkışmaya bağlı olarak mikrosefali oldu. Doğumdan sonra bir süre hastanede yattı. 45 günlükken tam teşhisi konuldu ve o günden sonra bizim serüvenimiz başladı. Beyninin işlevsel fonksiyonlarının çoğunu kaybettiği haberini aldıktan sonra doktorların Allah’tan ümit kesilmez fizyoterapi başlayın sözleriyle, bir şekilde kendi yolumuzu bulmak zorunda hissettik kendimizi, hiçbir şey bu kadar kolay bitemezdi. Yıllarca ruhsal eğitimler almıştım. Kuantum fiziği ile de vurgulanan maddenin en küçük yapı taşı olan atomun içindeki kuarklar tüm bilgilere haizdi. Bu kurklar yukarı aşağı hareket ederek bilgiye her yöne dağıtabiliyordu. Yani en küçük yapı taşında hatırlanan yaşamsal güç her yere yayılabilirdi. Ve milyonlarca istediğinde hayatında iyi yönde değiştirebilen insana rast gelmiştik dünya var olduğundan itibaren. Târık 8 suresinde:

‘’İşte Allah (başlangıçta bu şekilde yarattığı) insanı tekrar yaratmaya da kadirdir.’’ der. Bizim inancımıza göre açıkça bildirildiği üzere de başımıza ne gelirse gelsin tekrar yenilenebilme becerimiz vardı her konuda..

Tabi önce oğlumuzun o anda ki gerçekliği bizi yıktı. Ölmek istediğim günler oldu, uzun yıllar ruhsal gelişim eğitimleri almıştım, eşim çocuk doktoruydu ve beklemediğimiz anda gelen şok benim hayatla arama mesafe koydu. Nereden tutulacağını bilemediğim bir durumun içine düşmüştüm…Kapkaranlık uzun bir tüneldi, yolun sonunu göremediğim. Onca bilgiyi niye aldım hiçbir işe yaramıyor diye feryat figan yaşadığım isyanlar sonunda , tekrar yaşama ve Allah’a güven duygumu hatırlayıp tünelde ilerleme kararımla beraber gelen hiç beklenmedik mucizevi yolculuklar yaşadık..

Çağatay şimdi kaç yaşında ve durumu nasıl?

Çağatay şu anda 5 yaşında özellikle bugünlerde çok güzel gelişmeler yaşıyoruz. Farkındalığı çok yükseldi oğlumla sabahları doya doya oyun oynayabiliyorum, bizimle olması ve oyun kurabilmemiz bile çok zevkli. Yıllarca birbirimizin dünyasına aktif katılım sağlayabilmek için çaba göstermiştik. Beklenmedik gelişmelerine şahit oluyoruz gün be gün. Öncelikle Çağatay’ın gözünün görme merkezi tamamen yanmıştı..1.5 yaşında dünyaca ünlü şifacı John of God ile yaptığımız bir şifa çalışması ile gözleri az oranda görmeye başladı. Şimdi görmesi ve gözlerinin odaklanması iyi durumda. Kelimeler çıkarıyor, güçlü şekilde oturmaya başladı, ayakları güzel basıyor ve desteklediğimizde adım atıyor. Hiç epileptik atağı yok, çok sağlıklı bir bünyeye sahip, normal insanların geçirdiği bağışıklık sistemi hastalıklarına neredeyse hiç yakalanmıyor. Ruh sağlığı çok güzel ve mutlu bir çocuk, sürekli güler ve eğlenir, en mutsuz günümüzde bize coşku verir. Bunlar bizim için çok büyük gelişmeler. Oğlumuzun sayesinde atılan her bir adıma ve sağlıklı geçen güne mucize olarak bakıyoruz.

Yaşadıklarınız gerçekten bir mucize. Şifa bulduğunuzu söylüyor ve bunu herkesle paylaşmak istiyorsunuz. Çağatay’ın tamamen iyileşmesini mümkün görüyor musunuz? Batı tıbbındaki tüm yöntemleri denediniz mi?

Bizim inancımız hiçbir şey kesin değilken herşey mümkündür. Bunu tabi ki Allah bilir. Ama bir anne ve inanan kişi olarak bana soruyorsunuz içimdeki his neden olmasın, bunu engelleyen ne var diye soruyorum kendime. Engeller ve engellilik bizim içimizde bulunan bir haldir. İçimizde olanın dışa vurumu da dışarda gözlemlediklerimizdir. Bize yüzyıllardır aktarılan negatif bildirimler bizde gerçeklik halini alıyor ve bir şekilde öğrenilmiş çaresizliklere inanarak kurban bilincinde buluyoruz kendimizi. Bilim de daima kendini yenilemek ve geliştirmek üzerine ilerler. Bugün bildiğimiz yarın daha değişik şekilde yeni buluşlarla bize sunulabilir. Onun için inandığım cümle ve beni hayatta tutup ilerleten güç “şu anda bildiğimiz ve gördüğümüz durum bu, yarın ne olacağını kimse bilemez”oldu.

Sizin faydalandığınız şifalanma yönteminizi anlatmak biraz zor. İnanmayanlar, şüpheyle yaklaşanlar tabii ki vardır. Bu şifa yöntemini en basit nasıl anlatıyorsunuz ? Siz nasıl ikna oldunuz?

Öncelikle insanların bir şeye inanıp inanmamalarına saygıyla bakıyorum. İnandırmak ve ikna etmekle ilgili kaygım yok. Önemli olan bu sistemin bizde işlemiş olması. İnancım şudur o yolla yada bu yolla iyileşme geliyorsa, kişiye uyguladığı sistem hizmet ediyorsa o yöntem kişi için doğrudur, tabi ki etrafa zarar vermeden hizmet eden yöntemler. İç sesimizi dinlemek çok kıymetli, biz hep iç sesimizi dinledik ve bir yolu denerken ne kaybederiz diye kendimize sorduk. Normal tabloya göre oğlumuz bitkisel hayatta olacaktı, o zaman her attığımız adım bize artı ivme kazandırırdı. Hayallerimizin peşinden gittik. İkna olmamız hep iç sesimizin cevabını dinleyerek oldu. İnsanlar bize soruyorlar kaç kişi iyileşmiş, bu alanda iyileşme olmuş mu vs.vs. Biz bu yola çıktığımızda hiç önemsemedik bunları çünkü iyileşme kişiden kişiye değişebilen bir kavramdır. Bunu en iyi eşimin hastalarından bilirim. Eşim çok az ilaç verme taraftarıdır, bedenin iyileştirme gücüne inanır. Bazı hastaları bu yaklaşıma inanır ve çocuklarının kolayca iyileştiğini söylerler. Bazı hastalar çok ilaçla, antibiyotikle, röntgen çekilerek, hastaneye yatırılarak iyileşileceğine inanır ve eşimin üslubunun iyileştiremeyeceğini, ilgisiz olduğunu düşünür ve iyileşme yolunda bu üsluptaki doktoru seçerler, gerçekten de inanmadıkları için iyileşemezler, inandıkları doktorun bakışı bile iyileştirir bazen. Yani seçim meselesi bu konular..

Kitabınız herkese pes etmeden hayata tutunmayı, inanmayı ve istemeyi anlatıyor. Sadece annenler değil herkes bu hikayeden çok şey öğrenebilir, ilham alabilir. Siz bu kadar üzgünken pes etmeden nasıl yeniden mücadele etme gücünü kazandınız?

Benim için de başlangıçta hiç kolay olmadı. Dibe vurup her konuda kendimi suçladığım aylarım, yıllarım oldu. Kendimi uçurumun dibinde hissettiğim, umudumu yitirdiğim oldu. Bir çok terapi aldım, benim de uygulayıcısı olduğum sistem dizimi ve somatik deneyimlemeden yararlandım. John of God’ın şifa süreçleri orada yaşadığım derinleşmelerin bana inanılmaz faydası oldu. Tevekkül ve iman benim en güçlü silahımdır. Başımıza gelen her olayın altında mutlaka bir mana ararım, bana ne anlatmak istiyor diye ? Melekler Allah’a soruyorlar insanı dünyaya niye yolluyorsun, o da siz bilmezsiniz ben bilirim diyor. Buraya gönderilmemizin çok anlamlı olduğunu düşünenlerdenim. Hayat bir okul, öğrenmek, iyiye yönelmek, kendimizi ve hayatı keşfedip, keşfettiklerimizi birbirimizle paylaşmak için buradayız bence, en azından ben bunun için burada olduğumu hissediyorum. Bilim adamı bir babayla, ilimle ilgili olan bir anneye armağan olarak gelen çocuğunda iki tarafın birleşerek bir şeyler öğrenmesi ve kardeşleri ile paylaşması için böyle bir yolculuğa çıkartıldığı kanaatindeyim. Öldürmeyen acı büyütür ya, bizim dünyamızı da bu acı genişletip büyüttü. Edirne’de bir merkezim var. 10 yıl önce ismini Carpe Diem Gelişim koymuştum. Carpe Diem anı yaşamaktır. Sanırım benim hiç bilmediğim bir kavramdı, ihtiyacım olduğu için fark etmeden bu ismi koymuştum. Mesela Carpe Diem’i ben oğlumun süreciyle yaşamayı öğrendim. Bu gün elimizden geleni yapalım yarını yarın düşünürüz diyerek yaşamayı öğrendim.Düşünsenize zihnimiz ya geçmişte yada gelecekte , gelecekte ne olacak diye endişe içindeyiz fakat bu bir manada Allah’a şirktir benim için daha sana yarının verildiği belli değil bugün verilmiş kıymetini bilip tat almıyorsun andan hayat akıp gidiyor elinden. Her gün oğlumla yeniden hayatı fark ediyorum. Bir eli kullanabilmenin kıymetini öğrendim örneğin, lüks bir arabamı ellerimi kullanabilmenin hazzı mı önemli derseniz ellerim derim, güzellikleri görebildiğim için gözlerim derim size. Bu kadar güzel farkındalıklar keşke normal zamanda gelebilseydi bana ama onca eğitime rağmen deneyimle öğrenip yaşayabildim bunları ben. Sağlıklı bir kız çocuğum var öyle boş şeylerle geçirmişim ki vaktimi küçüklüğünde onun geleceğini düşünür ve ideal evlat yetiştireceğim diye çırpınırken yavrumun o an ki muhteşemliğini ıskalamışım örneğin. Şimdi oğlumun an be an gelişmelerini, seyrettikçe bir insanın nasıl büyüdüğünü fark ediyorum hiç kolay değilmiş ve ne kadar kıymetliymişiz burada olup büyüyebildiğimiz için..Hayata böyle bakınca insanın kıymetini anlıyorsun ve hayatınızdakilerin. Garip gelebilir ama ben derdime aşık olmayı öğrendim bu süreçte.

Kitabınızda inanmayı ve istemeyi çok güzel bir dille anlatmışsınız. Herkes bunu yapabilir mi?

Bence bir kişi birşeyi yapabilmişse herkes yapabilir niye olmasın ki istemek gerekli ve inanca kalbini açabilmek.Gerçekten istediğiniz, yürekten dilediğiniz, bu dileğiniz için elinizden geleni yaptığınız birşeyin olmadığını gördünüz mü.? İsra 13’te netçe Biz sizin kaderinizi çabanıza bağlı kıldık, deniyor. Ayrıca da belki bizim hikayemizin sonunda Çağatay herkesin hayal ettiği noktaya gelmeyecek. Ama biz elimizde olanla mutlu olmayı öğrendik süreçte. Her şeyin olması gerektiği gibi olduğunu ve olduğu haliyle mükemmel olduğunu deneyimledik. Ebeveyn olarak elimizden gelenin en iyisini yapmaya gayret ediyoruz. Devamı Allah’la oğlumuzun seçimi olacak. Bize de onların seçimlerine saygı duymak kalır. Oğlumda kocaman bir ruh ve seçimleri var. Olduğu şekliyle hayatı deneyimlemek istiyorsa bir ebeveyn olarak onun yanında durmak düşer bize de. Düşünsenize seçimlerimize ve olduğumuz halimize saygı duyulsa idi neler yapabilirdik. 2 hafta önce Yunanistan’da bir epigenetik doktoruna götürdük oğlumuzu, doktor biz gitmeden önce zor bir vaka demişti oğlumuz için, oğlumuzu inceledikten sonra oğlunuz gerçekten iyileşmek istiyor, önünü açtığınız için teşekkür ederim dedi bize..Şu an seçiminin bu doğrultuda olduğunu görüyoruz, çünkü tüm çalışmalara canla başla katılım sağlıyor ama buna direnirse burada da durup ruhun seçimine saygı duyabiliriz.

Eşiniz çocuk doktoru. Batı tıbbı eğitimi almış. O bir doktor olarak Çağatay’ın aldığı alternatif tıp tedavilerini nasıl yorumluyor?

Biz öncelikle alternatif tıp yerine bütüncül tıp kelimesini kullanıyoruz. Tıbbın alternatifi olmaz, hepsi bir bütünün birbirinden ayrılamayan parçalarıdır. Ruh, ardaki yaklaşımını bilip, iyi sonuç elde edemediğini hastalığın durumunu veya kişinin hayatını idame ettirmeyi amaçlayan bir tedavi sunduğunu bildiği için bütüncül tıp yöntemlerini denemeye karar verip istekle yöneldi. Eşim bu konuda sonsuz destek veriyor.Ama yine de bir dişi olarak evde öncülük bende, küçük çocuk ısrarlarım çok işe yaradı. Her bulduğum yöntemde yine mi der İsmail, sonra iç sesimizi dinler ilerleriz. Çaresizlik başka bir boyuttur sevgili Ömür başa gelmeden konuşulabilecek bir alan değildir. Bu duyguyu yaşamayan insanlardan, diğer yöntemleri denemeye bile mecbur kalmadan veya meslek icabı nedir acaba diye araştırmaya bile tenezzül etmeyen insanlardan akıl alamayacak kadar sıkışık günlerimiz oldu. İyi ki de sıkışıp kendimiz karar vermişiz.

Kitabınızda homeopati den ve başka bir doktordan daha bahsediyorsunuz. Bu yöntemi biraz anlatabilir misiniz? Nasıl faydalandınız, nasıl sürdürüyorsunuz?

Öncelikle eşim Çağatay’dan sonra 3 yıl boyunca Bulgaristan’da tıp fakültesinde klinik homeopati aldı. Türkiye’de homeopatinin sağlık bakanlığı tarafından onaylanması için emek verdi ve bakanlık onaylayınca onaylı ilk üç doktordan biri oldu. Homeopati çok kullandığımız ve sevdiğimiz bir alan çocuklarımız normal ilaç hiç kullanmazlar, homeopatik kürler uyguluyoruz. Homeopati 1800’lü yıllarda bir Alman doktor olan Hanhman tarafından keşfedilmiş yöntemdir. Temelinde düşüncesi benzer benzeri tedavi eder.Ölçülebilecek dozda bir madde sağlıklı kişilere verildiğinde hastalık belirtiler çıkarır. Bu belirtilerle olan hastalıkları bu maddeler tedavi eder. Örnek olarak soğanı verebiliriz. Soğan insanlarda nezle grip bulguları gösterir ve nezle grip olan hastalarda sulandırılmış soğan özünden hazırlanmış homeopatik ilaçlar kişiyi gripte tedavi eder. Tüm hastalıklarda kullanılabilir. Kesinlikle yan etkisi yoktur.

Bahsettiğiniz Hindistanda gittiğimiz Dr.Gunvant Oswal yönetimindeki Gterapi Kliniği’de tedavi görüyoruz. Dr.Oswal G Terapi (Neuro G) Tıbbı’nın kurucusudur. Pune Üniversitesi, Bütüncül Tıp (Integrative Medicine) bölümünden mezun olmuştur ve 40 yıldan uzun bir süredir nörolojik hastalıklar ve kronik durumlar üzerinde araştırma ve tedavi yapmaktadır. Araştırmaları pek çok uluslararası bilimsel konferansta ve uluslararası medyada sunulmuştur.

G-Terapi Nedir?

Farmakope onaylı bitkisel homepatik ilaçların ve biyokimyasal tuzların bir kombinasyonudur.

ABD, İngiltere, Hindistan, Çin, Suudi Arabistan, Nijerya, Kenya, Meksika, Kanada, B.A.E. Avustralya, Singapur, Japonya, Almanya, Fransa, İsvçire ve başka pek çok ülkeden 10,000’in üzerinde hasta G Terapi ile gelişim göstermiştir. Çeşitli nörolojik hastalıklar üzerinde, EEG ve NCV ile objektif olarak kanıtlanan klinik iyileşmeler belgelenmiş ve tıp konferanslarında ve uluslararası medyada sunulmuştur.

G Terapi, Otizm, Cerebral Palsi, Down Sendromu, ADHD, Zeka Geriliği, Konuşma Bozuklukları, Bilişsel Bozukluklar, Hareket Bozuklukları, Depresyon ve Duygu Durumu Bozuklukları dahil olmak üzere pek çok Nörolojik Hastalığın ve Gelişim Bozukluğu’nun tedavisinde kullanılan öncü bir tıbbi tedavidir.

Bugün bu tür hastalar için konuşma terapisi, davranış terapisi, ergo terapi, danışmanlık, konvülsiyon ve istemsiz hareketler için semptomatik ilaç tedavisi ve düzeltici önlem olarak ameliyat vb yardımcı teknikler kullanılır. Şu ana kadar beynin yüksek kortikal fonksiyonlarını ve motor fonksiyonlarını iyileştirebilecek bir ilaç tedavisi bulunamamıştır. G Terapi bu alanlarda, hastaların %70’inde önemli gelişmeler sağlamıştır.

G Terapi tıpta bütünsel bir yaklaşım üzerine kuruludur ve Ayurveda ve Nörofizyoloji’nin temel prensiplerinden iç görüler edinmiştir.

G Terapi’nin önemli bazı özellikleri şunlardır:

G Terapi, hastaların en az %70’inde, modern tıbbın geri dönüşü olmadığını düşündüğü durumlarda, bir veya daha fazla parametrede pozitif sonuçlar getirmiştir.

Her hasta için gerekli tedavi farklı olabilir ve ilaçlar hasta durumunun uzman ekipler tarafından detaylı analizinden sonra reçete edilir.

Geçtiğimiz 15 yıl içerisinde, 10,000 hasta ile olan deneyim ve Hindistan, ABD ve İngiltere’de yapılan laboratuvar çalışmalarından sonra tamamen güvenli bir tedavi yöntemi olduğu kanıtlanmıştır.

Çağatay’da önemli gelişmelere şahit olduk. 1 yılda kafatası 4 cm. gelişti. 5 yaşında mikrosefali bir çocuğun 4 cm başının büyümesi bir mucize..Kolay kolay beklenmeyen bir sonuç.Gözleri John of God çalışmaları ile görmeye başlasa da Dr.Oswald ile odaklanmasını başardık. Odaklanmıyordu ve hayatın içinde yeterince yoktu Çağatay. Bedeni de çok güçlendi 1 yıllık süreçte. Başının büyümesi de bize beynin geliştiğini gösteriyor.Yıllarca ölen beyin hücrelerinin yenilenmeyeceğini söylemiştiler oysa…6 ayda bir Hindistan’a tedaviye gidiyoruz. 6 aylık kürler hazırlıyorlar tamamen oğlumuzun durumuna özel , biz de düzenli olarak kullanıyoruz. Geceleri uykusu çok huzursuzdu Serebral Palsi olanlar bilir en küçük seste sıçrardı.Şimdi sabaha kadar deliksiz uykudayız..Oğlumuzla mistik bölge yolculukları da çok eğlenceli geçiyor, seviyoruz rikşa turlarını. Kavanozda büyütmedik Çağatay’ı sanırım bu da oğlumuza özgüven kazandırdı..

Alışkanlığımız olmayan herhangi bir diyet,yaşayış veya tedavi şeklini sürderebilmek çok önemli. Siz bunu nasıl başardınız?

Hepsi başlangıçta zor oluyor. Ama dünya üzerinde alışılamayacak hiçbir durumun söz konusu olmadığını düşünüyorum. Önce zorlanıyorsun sonra bir bakmışsın yeni hal yaşam biçimin olmuş. Anne baba sevgisi hariç her şeyin bir bedeli var , bir bedel ödüyorsun hayatında ama Allah mutlaka görüyor ve karşılığını aldıkça yaptıklarına daha da güçlü sarılıyorsun..

Yeni yıldan beklenti ve dilekleriniz nedir?

Öncelikle ülkemiz zor günlerden geçiyor. Sürekli duadayım birlik olabilmemiz, birbirimize bağlı kalabilmemiz için. Bu yıl ki duam, içinde bulunduğumuz durumlarda ve başımıza gelenlerde sakin kalabilmemiz, merkezimizde olabilmemiz.. Elimizde olanla var olabilmeyi başarabilmemizdir.. Robin Sharma “Unutmayın yaşam artarda gelen mevsimlerden oluşur.Her insan mükemmel yazların ihtişamına ulaşmak için birkaç şiddetli kışa katlanmak zorundadır. Ve unutmamak gerekir ki, kışlar asla kalıcı değildir der.

Mucizenin Doğumu kitabını niçin alıp okusunlar?

Mucizenin doğumu kitabı öncelikle anı yaşayabilmek, başımıza gelen acılara farklı gözle bakabilmek, bize üzüntü veren deneyimlerimizi dönüştürüp, hayatı dilediğimiz gibi yaşayabilmek için hazırlanmış gerçek hayat hikayesi. Kişiler kitabı okuduğunda hayattan zevk alma kavramını tekrar gözden geçirip yaşamlarına neşeyi davet ederler. Hastalıklarda çok bilinmeyen ama sonuç veren değişik yöntemleri keşfederler, mucizenin somutlaşmış halini görürler, günlük hayatlarındaki zihinsel engelleri fark edip değiştirmek için evde uygulayabilecekleri yöntemler bulurlar, yaşama inançları artar ve hayatta yaşadıkları sıkıntılara karşı bağışıklık sistemleri güçlenir diye düşünüyorum. Ayrıca kitabı satın alarak ihtiyacı olan engellilere yardım eli uzatmış olurlar..

İletişim

Şükrüpaşa Mahallesi Arda Caddesi Karabıçak Residance F Blok - Giriş Kat No: 5 - 6 Edirne / Türkiye

Tel - Faks : +90 284 225 34 22
Mail : bilgi@carpediemgelisim.com